Blog

İskoçya/Edinburgh


İskocya hep merak ettigim ve gunun birinde mutlaka gezmeliyim dedigim ulkelerden biriydi. Herhalde Iskocya deyince insanin aklina ister istemez ilk olarak ekose kumas, Iskoclarin milli muzik aletleri gayda, Braveheart( Cesur Yurek) filmi geliyor. Ozellikle de milli kıyafetleri olan ekose kumastan yapilmis etekleri giyen erkekler hepimize ilginc gelmistir. İskocya hakkinda bildiklerim bundan fazla degildi aslinda. Tabi bir de tarihten bu yana İngilizlerle olan anlasmazlıkları ve siniri ayirmak icin Romalilar doneminde yapilmis ve İngiltere’yi kuzey ve guney olmak uzere ikiye ayiran, batidan doguya uzanan Hadrian Duvari. Kardeslerimiz gecen yil bize geldiklerinde, firsat bu firsattir dedik ve İskocya’nin baskenti Edinburg’a gitmeye karar verdik. Mesafenin iki bucuk saat olmasi gunu birlik bir geziye musaade ediyordu. Sabah erken saatlerde İngiltere’de gezi plani yapmaya aliskin bizler hemen hava durumunu kontrol ettik ve bulut hareketlerini de hesaba katip koyulduk yola.

Yemyesil yollar, etrafta cobansiz, serbest bir sekilde otlayan koyunlar nesemize nese katti. Iskocya sinirindan gectikten sonra Edinburg’a vardik. Oncelikle kalesini gezmeye karar verdik. Biletlerimizi alip kalenin icinde yer alan ve Iskocya’nin topkapı muzesi hukmundeki muzeyi gezdik. Iskocya hakkinda biraz fikir edindik. Savas muzesini gezerken 1. Dunya savasinda Gelibolu’da olen askerlerin isimlerinin yazili oldugu defterleri gorunce huzunlu dakikalar yasadik. Canakkale’yi goren ve hayran olan bizler icin ilginc bir deneyim oldu olayi karsi taraftan gormek. Fotograf cekmemize izin vermedikleri icin o kısımdan fotograf eklemeyemedim maalesef.


Daha sonra kaleden essiz bir Edinburg manzarasi karsiladi bizi. Dagitti kederimizi. Buyulendik adeta manzara karsisinda. Fotograftan, panoramadan alamadik kendimizi. Ah bir tripotum olsa diye hayiflandim durdum. Kaleden ciktik, o donemde kullanilan at arabasi icin yapilmis yollari orjinaline sagdik kalarak korumalari sayesinde Orta Cag’dan sahneler canlandi gozumuzde. Kale o donemde Iskoclarin Topkapi Sarayi hukmunde kullanilmis ve halen Iskocya valisi kalede yasiyor.  Daha sonra sehir merkezine dogru yola ciktik. Festivale denk geldigimiz icin yollar cok kalabalikti.

Agustos ayinin ilk iki haftasi Edinburg Festivali var. Eger o tarihlerde giderseniz daha da senlikli bir Edinburg gorebilirsiniz. Yalniz park etme sorununu ve bir cok yerde araclarin trafige kapatildigini hatirlatmak isterim. Yuruyerek gezmenin guzelligini yasadik festival sayesinde. Degisik sokak gosterileri, sanatcilarin birbirinden ilginc tezgahlari ve civil civil sokaklari ile Edinburg Festivalini doyasiya yasadik. Sehir merkezine vardigimizda sokak calgicilarinin Iskocya versiyonuna tanik olduk.

Ekoseli etekleri ile gayda calan erkek sokak calgicilari ve Iskoc yerel dansini yapan bir grup genc etraflarinda toplanan kalabaliga gosteri yapiyorlardi.

Bu keyifli gosteriyi de izledikten sonra her sehrin vazgecilmezi High Street’i de gezip sehir merkezindeki buyuk parkta aldik solugu.

Sokaklarda gezip Edinburg’u daha yakindan tanimaya calistik. Evlerin mimarisi ve en onemlisi de kullandiklari tuglalar Ingiltere’den  farkliydi ve bizim icin de farkli bir Avrupa sehri imaji uyandirdi. Ingiltere’den ziyade diger Avrupa sehirlerine benziyor. Daha sonra yine sehir merkezinde biraz daha gezdikten sonra cafe haline gelmis ve artik ibadet yeri olma ozelliginden cikmis kiliseler Avrupa’nin geldigi noktayi gozler onune seriyordu malesef. Insanlarin dinden, maneviyattan ya da farkli bir bakis acisiyla Hristiyanliktan uzaklastiginin en onemli kaniti belki de. Bahcesinde cafeterya masalari, girisinde iki buyuk bira bardaginin uzerinde menunun yazdigi kiliseleri gormek uzucuydu.

Festivalin de etkisiyle kalabalik bir Edinburgh gununun ardindan alisveris yapmak icin kalenin etrafindaki magazalara donduk. Ekose kumasin uretildigi kucuk bir atolyeyi gezip Iskocya’nin meshur tereyagli shortbreadinden aldik.  Iskocya’nin meshur bitkisi olan mor cicekli karabas otunun desenleri ile bezenmis minik tabaklardan da alarak biraz yorgunluk ama en cok da keyifle  Iskocya’dan ayrildik.

Iskocya ozel notlari:

1. Oncelikle Yaz aylarinda gitmenizi tavsiye ederim. Ozellikle de festivalin oldugu Agustos ayini tercih edebilirsiniz.

2. Sicaklik yaz aylarinda 20 derece civari. O yuzden cok ince kiyafetlerden ziyade daha mevsimlik kiyafetler goturmeyi tercih edebilirsiniz. Etrafta her ne kadar yaz havasina girmis ince kiyafetli Iskoclar gorecek olsaniz da onlarin bu havaya ziyadesiyle alisik oldugunu unutmamak gerekiyor.

3. Iskocya’dan ne alinabilir?: Oncelikle ekose kumastan battaniyeler, sallar alinabilir. Iskoc kurabiyesi, degisik Iskocya figurleri ile biblolar, seramikler de alinabilir.

4. Iskoclarin kullandiklari pound yani Iskoc poundu Ingiltere’de kullanilandan farkli. Ancak her iki ulke de bu konuda anlayisli.

5. Iskoclarin konustuklari Ingilizce de biraz daha farkli ancak endiselenmeye gerek yok, anlasma noktasinda bir sorun olusturmuyor.

6. Iskocya’da bed&breakfast’larda kalinabilir. Ozellikle de Iskocya’nin batisinda yer alan adalarini, kayaliklarini gezmenizi tavsiye ederim. Hayatinizda gorebileceginiz en gotik ve muhtesem yerler.

..Sevgiler

  1. Aysenur KevserAysenur Kevser10-14-2010

    Isocyaya bir daha gittim ve geldim sayende canimm…

  2. adminadmin11-02-2010

    Ahh Iskocya… Yaziyi yazarken benim de tekrar gidesim geldi. Neyse artik insallah yeni sulara yelken acariz ne dersin:)

  3. ZeynepZeynep11-03-2010

    İsmi her zikredildiğinde içime oturuyordu şimdi daha bir oturuyor!
    Orada iken gitmek bir türlü kısmet olmadı ve birçok şeyle beraber orayada gidemediğim için buruk döndüm İngiltere’den..
    Birgün geri dönmek ümidi ile geldim Türkiye’ye de zaten..
    Görmeyi çok istiyordum kısmette yokmuş artık ne yapalım..

  4. AnılAnıl12-05-2010

    sevdecim yanında olup oraları görmeyi çok isterdim edinburg u çok beğendim bizim için de gezin selamlar sevgiler Hanımşah halan. eşinede selam ve seni de öpüyorum yemek tariflerini de çok beğendim görüşürüz sevdecim ALLAH AEMANET OL. Benden de selamlar sevgiler sevdecim anıl

  5. adminadmin12-06-2010

    Halacigim cok tesekkur ederim, Cok mutlu oldumm guzel yorumunu gorunce:) Bekleriz insallah Ingiltere’ye, gercekten cok guzel yerler. As ben de cok opuyorum halacigim, herkese bizden de cok selamlar. Sizler de Allah’a emanet olun. Anilcim cok tesekkur ederim. Benden de size kucaklar dolusu sevgiler, muhabbetler…..:))))

  6. esraesra01-11-2011

    cok guzel bir yazi olmus kesinlile gitmleiyim diye dusunuyorum bende…agustos guzel ama tam ders calismam gereken zamanlar mart gibi gidecegim ve fikirleriniz gittiiginiz yerlerde bana yol gosterecek tesekkurler narcicegirengi :)

  7. adminadmin01-12-2011

    Sevgili Esra,
    Cok tesekkur ederim oncelikle guzel yorumunuz icin:)
    Kis mevsimi haric bahar ve yaz mevsimi cok guzel oluyor Iskocya. Hele de mayis ve haziranda. Agustos ayi festival olmasi hasebiyle daha hareketli:)Yalniz Mart ayi biraz soguk olabilir.
    Keyifli, bol gunesli, dinlendirici, huzur verici bir gezi dilerim size:)
    Sevgilerimle:)

  8. Halil İbrahim TopuzHalil İbrahim Topuz03-27-2011

    Hocam ben Yasemin Topuz’un esiyim. Rastgele buldum, yazinizi cok begendim. Ulusal Ajans bana kabul verirse ben de nasipse 2011 Ekim’de Edinburgh’a gitmeyi dusunuyorum. Benim en çok gitmek istediğim ülke İskocya’dır. Sizin icin sakıncası yoksa bana Edinburgh’ta cekmis oldugunuz, İskocya’nin herhangi bir bolgesinden karelediginiz ozel olmayan ne kadar resim varsa mail yoluyla gonderir misiniz? Ayrica sitede paylasmadiginiz ozel olmayan Edinburgh notlariniz varsa onlari da okumak isterim.

Yorum bırakın

Connect with Facebook