“إِيَّاك نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِين” “İyyeke na’budu ve iyyeke nestain” Yalnız Sana kulluk eder ve yalnız Sen’den yardım dileriz.(Fatiha Suresi)

İsmine ister bid’at, ister hurafe, ister batıl inanç diyelim;  mantiki tabanı bulunmayan, gerçek hayatla ilgisi olmayan, dinimizle ilgisi olmayıp İslamiyete mal edilmis ve maalesef bir çok kişi tarafından dinin temel hükümlerinden ayrılamayan uygulamaların izlerini hemen hemen bütün zamanlarda, bütün dinlerde görmek mümkün. Cehalet ve bilgisizlik, yalnızlık, korku, ümitsizlik, çaresizlik, ruhsal ve bedensel hastalık ve sıkıntılar, felaketler, doğal afetler ve olaylar, üzüntüler kısacası insanın başetmekte zorlandığı bir çok husus insanı hurafelerin tuzağına itmiştir. Tarih  boyunca bu böyledir. Lakin bu durum tarihin tozlu sayfalarında kalmamış halen günümüzün modern ve çağdaş dünyasında da varlığını kararlılıkla, gücünü cesaretten almış bir bağlılıkla sürdürmektedir.

Yüce dinimiz başlangıcından itibaren cahiliye toplumuyla ve zihniyetiyle, Allah’a şirk koşulanlarla mücadele etmistir. Efendimiz (SAV)’in kutlu meveddeti esnasında meydana gelmis mucizeler hep bu yöndedir. İnsanların kutsal saydıkları ve şirk koştukları Save Gölü o kutlu gecede kurumus, Kabe’de Allah’a şirk koşulan putlar yere yıkılmıstır, Allah’a şirk koşulan İran Kisrasının Sarayının dört kubbesi ve sutunları yıkılmıs, Mecusilerin yani ateşe tapanların Allah Teala’ya şirk koştukları 1000 yıldır sönmeyen ateşleri o gece sönmüstür. Tüm bu mucizeler de gösteriyor ki dinimiz İslamiyetin amacı Allah Teala’nın birliğini ve tekliğini yani tevhidi insanlara öğretmek ve her türlü bid’atten, şirkten, hurafeden insanları kurtarmak ve uzak kılmaktır. Gelmis geçmis tüm peygamberlerimizin de amacı tam bir tevhid inancını müminlerin kaplerine yerleştirmek ve bu inancı zedeleyecek her türlü kara lekeyi yani gizli şirki hurafeleri kalplerden uzaklaştırmaktır.

 

Hurafeler aslında basit gibi görünen ancak şirk noktasından bakıldığında hic de küçümsenmemesi gereken uygulamalar. Maalesef işin en acı tarafı da dinimize, dini yaşantımıza o kadar derin ve kuvvetlice sızmış durumdalar ki…Bir çok kişi dinimizin bir hükmü olarak yaptığı hatta ibadet neşvesi içerisinde gerçekleştirdiği hurafeleri dahi farkedemeyebiliyor. Günlük hayat içerisinde çokça yapılageliyor. Altında yatan gizli pek çok lekeyi dahi görebilmemizi engelliyor.

Yıllar önce yaptığım bir ankette bu durumu daha net bir şekilde farketme olanağı bulmuştum. Toplumda hurafelerin ne kadar bilindiği ve insanların hurafe ve batıl inanç farkındalığını sorgulayan bir anketti. Sonuç olarak ankete katılan bir çok kişi maddelerde yazan uygualamaları çokça yaptığını ancak bunların batıl inanç olduğunu bilmediğini hatta ve hatta sevap kazanacaklarını dahi düşündüklerini belirtmişlerdi. Anketin de gösterdiği gibi zararsız gibi görünse de aslında mesele göründüğünden çok ciddi.

Peki dinimizde olmayan, bilgisizlikten ya da başka sebeplerden dinimize sızmıs bu uygulamaları nasıl yok edebiliriz?

Yok etmek için önce onu bilmek gerekir. Önce batıl inanç ve sahih bilgi arasındaki farkı öğrenmek gerekir. Bunun için de konunun kaynağına bir bakmak gerekir.

Daha önce de bahsettiğimiz gibi hurafe bilim ve mantık açısından temeli olmayan bazı telakki, düşünce ve uygulamaların din adına ileri sürülmesi veya benimsenmesidir. Yapılan araştırmalar da şunu gösteriyor ki hurafeler kendiliğinden,sebepsiz yere ortaya çıkan uygulamalar değildir. Ürünü olduğu toplumun sosyol yapısını, dünya görüşünü, ahlak ve değer yargılarını, ekonomik durumunu da gözler önüne serer. Hurafelerin ciddi manada arka planı, tarihsel bir kökü vardır.

F_B_A

Anadolu’da uygulanan hurafelerin    kaynağına inmek için tarihte küçük bir  yolculuk yapmak yeterli olacaktır. İslamiyetten önceki inançlar, kültür ve yaşayış günümüzde çokça bilinen hurafelerin temelini oluşturmaktadır. Şamanizm, Maniheizm,Zerdüştlük, Budizm, Musevilik, Hristiyanlık gibi dinleri kabul etmis ve bu dinlerin getirdiği kültürel faktörler de Türklerin yasam tarzına, kültürüne etki etmiştir. İste bu uzun ve köklü değişimin kalıntısı olan bu etkiler İslamiyetin kabulünden sonra da çeşitli Türk toplulukları arasında sürüp gitmiş veya İslami kalıplara uydurularak varlığını devam ettirmiştir. Bir kaç örnek vermek gerekirse;

 

  • Mısır, Babil ve Asurlulardan ” Sihir ve reml, bakla dökmek,fal bakmak..” gibi hurafeler geçmiştir.
  • Cahiliye Araplarından ve putperest Romalılardan uğur ve uğursuzluk, kuşların uçusundan ve ötüşünden bir takım sonuçlar çıkartmak, fal bakmak, baykuşun uğursuz sayılması,
  • Hristiyanlıktan ve Fenikelilerden mum yakma adeti, Şamanizmden ateş ve su kültü müslümanlara da aynen geçmiştir. *

 

Dinler ve bir arada yaşanan kültürlerin hurafelere etkisinin yanı sıra bir de toplumumuzun bizzat kendi yapısından kaynaklanan nedenler mevcut. Dini konularda bilhassa tevhit ve ibadet konularında bilgisizlik, bazı tabiat olaylarının mahiyetinin bilinememesi.( ki bu noktada Efendimiz (SAV) tüm müslümanlara çok güzel bir örnek teşkil etmistir. Hz. Peygamber, (s.a.s) oğlu İbrahim vefat ettiği zaman üzülmüştü. Aynı gün güneşin tutulmasnın da gerçekleşmesi  üzerine bazı insanlar güneşin Hz. Muhammed’in üzüntüsüne ortak olmak üzere tutulduğunu, güneşin yasta olduğunu öne sürmüşlerdi. Bunun üzerine  Allâh’ın elçisi şöyle buyurmuştur:“Şüphesiz güneş ve ay, Allâh’ın âyetlerinden iki âyettir. Herhangi bir kimsenin ölümü veya dünyaya gelmesi yüzünden tutulmazlar. Siz onların tutulduğunu gördüğünüz zaman, tutulma sona erinceye kadar namaz kılınız ve dua ediniz” (Buhârî, Küsûf, 1,3,8,13,15,17; Müslim, Kusûf, 10; Ahmed b. Hanbel, IV, 249, 253; eş-Şevkânî, Neylü’l-Evtâr, III, 326).), bazı mevzu (uydurma) hadisler, israiliyyat, batıl inançları öğen bazı yayınlar, tasassup ve taklit, maneviyat zayıflığı…

En Yaygın Hurafeler

Diyanet İşleri Başkanlığınca yapılan araştırmalar neticesinde ülkemizdeki en yaygın batıl inançlar belirlenmiş. Başlık olarak söylemek gerekirse en çok şu konularda batıl inançlara sahibiz:

Aile,uğur ve uğursuzluk, cenaze, şifa, türbe-yatır, hıdırellez, kısmetin açılması, namaz, nazar, dua, adak, sihir,büyü, ay ve güneş tutulmaları…

Gelelim hurafelere:
– Ateşe su dökülürse cin çarpar, yiyeceklerin ağzı kapatılmadığında gece onlardan cinlerin yediği anlayışı,

– Kuran ve sünnet ile örtüşmediği halde dövme yaptırmak, erkeklerin küpe takması, burçların insan karakterine etkili olduğu inancı,

– Türbe, yatır gibi yerlerden medet ummak. Bir yatırın mezar taşına mum yakıp, dilek tutmak,

– Sünnet olan çocuğun acısının azalacağına inanılarak sünnet olma anında annesi ve diğer hanımlar tarafından oklava çevirmek,

– Yeni doğan çocuğun dindar olması için göbek bağını keserek cami avlusuna bırakmak,

– Konuşmayan çocukların konuşabilmesi için cuma namazından sonra müezzin tarafından cami anahtarını çocuğun ağzına sokup çıkarmak,

– Yürümeyen çocukların ayaklarına ip bağlayarak cuma namazından ilk çıkan kişiye ipi kestirmek,

– Kırkı çıkmamış bir bebeğin tırnakları kesilirse o çocuğun hırsız olacağına inanmak,

– Küçük çocukların üzerinden atlanıldığında boylarının kısa olacağına inanmak,

– Çocuğu olmayanlara çocukları olması için deve dili veya etini yedirmek,

– Çocuk doğan eve 40 gün süre ile et alınmaması gerektiğine inanmak,

– Yeni doğan çocuğun kırkı çıkmadan evden çıkarılmaması gerektiğine inanmak,

– Boyu ölçülen çocuğun cüce kalacağına inanmak,

– Gelinin kucağına erkek çocuk verilince çocuğunun erkek olacağına inanmak,

– Loğusa kadının herhangi bir şeyden zarar görmemesi inancıyla, bulunduğu yere süpürge, soğan, sarımsak asmak, yastığının altına iğne, bıçak gibi şeyler koymak,

– Loğusa kadını kırkı çıkana kadar yalnız bırakmamak,

– Hamile kadınların saçlarını kesmemeleri gerektiğine inanmak,

– Nikah esnasında gelin ve damadın birbirlerinin ayağına bakması halinde, önce basanın sözünün geçeceğine inanmak,

– Gelin ve damadın üzerine para, üzüm, şeker ve leblebi gibi şeyler atıp, kapıda küp kırmak,

– Evlenmeyen genç kızların kısmetinin açılması için müezzine minareden para attırmak, mendil veya eşarp sallatmak,

– Baykuş ötmesi, kara kedinin insanın önünden geçmesi, horozun vakitsiz ötmesi, insanların ve araçların önünden tavşanın geçmesinin uğursuzluk sayılması, karganın ötüşünün o bölgeye gelecek belanın işareti olarak kabul edilmesi,

– İki bayram arasında nikah yapmak, duaların kabulü için mübarek gecelerde ziyaretgahlarda mum yakmak, gece vakti tırnak kesmek, cuma ve arefe günlerinde çamaşır yıkamak, dikiş dikmek, temizlik yapmak, akşam sakız çiğnemeyi ölü eti çiğnemek gibi kabul etmek, gece aynaya bakmak gibi şeylerin uğursuzluk getireceğine inanmak,

– Elden ele sabun, makas, bıçak, iğne ve soğan vermenin uğursuzluğuna inanmak,

– Sağ elinin içi kaşındığında para geleceğine, sol elinin içi kaşındığında da para çıkacağına, ayak altı kaşındığında da yola çıkılacağına inanmak,

– Cam ve porselen gibi eşyanın aniden düşüp kırılmasını, bir belanın defedileceğine işaret saymak,

– Merdiven altından geçmeyi uğursuzluk saymak,

– Cenazenin 7., 40., 52. gecesi ile ölüm yıldönümünde hatim ve mevlit okutmak,

– Cenazenin alkışlanma uğurlanması, cenazenin arkasından slogan atmak ve çiçek serpmek, cenaze için üçüncü gününde helva ve yemek dağıtmak, kefen arasına dua, ayet ve vasiyetname koymak, ölen kimse için arefe günü kurban kesmek,

– Hastanın başı üzerinde tuz gezdirmek, köz söndürmek, kurşun döktürmek,

– Dileğin kabulü için ağaçlara bez-çaput bağlamak, türbelere adakta bulunmak, türbe ziyaretlerinden şifa beklemek,

– Hıdrellez günü sahile gidilerek kuma veya toprağa ev, araba veya kadın resimleri çizilerek böylece çizilen resimler sayesinde ileride onlara sahip olunacağına inanmak,

– Camiye girerken cami duvarını öpmek,

– Tekke ve türbelerde kurban kesmek, türbe ve tekkelerden şifa beklemek, mum yakmak, el yüz sürmek,

– Misafirin, askere gidenin veya yola çıkanın arkasından su dökmek,

– Kahve falına bakmak, falcılara, büyücülere gitmek,

– Ay ve güneş tutulmasında silah atmak, teneke çalmak.

-Nazar boncuğu takmak. Her ne kadar mavinin gözdeki negatif enerjiyi çekmesi vs. gibi bazı düşüncelerle bu gelenek devam ettirilse de doğru değildir.

-Bereket getirdiğine inanılan Hz. Fatıma’nın elinin figürize edilmiş şekli, at nalı, tavşan bacağı, dört yapraklı yonca vs..[/fancy_list]

Görünen o ki toplumumuzda din, kültür, gelenek bir birine girmiş durumda. Geleneksel olarak günümüze gelen bazı davranışlar zamanla dinin içerisine zorla adapte edilmeye çalışılmış bazı dini davranışlar da gelenek olarak algılanma karmaşasına kurban gitmiştir. Hurafelerin tesbitinde ve hurafelerle mücadelede aslında en önemli husus dini değerlerimizi, geleneğimizi ve hurafeleri birbirinden ayırmak olmalı. Hurafelerin en temel özelliği dinimiz tarafından reddedilebilirliği ve bilime aykırı düşmeleridir. Yani Kur’an, sahih sünnet, beş duyu ve akl-ı selime tezat teşkil etmektedirler. İslamin  en temel amacı hurafelerle mücadele etmek ve onları ortadan kaldırmaktır. Hurafelerde aslolan bazı nesnelerin olağanüstü özelliklere sahip olarak görülmeleridir ki bu da tamamen Allah’ın zatı, ilim ve kudret gibi sıfatlarına, benzersiz ve tek olması gibi islamın ve imanın en temel prensiblerine aykırı düşmektedir. Kısacası kişiyi şirke sevketmektedir. Kişi bilinçli olmaya çalışıp fiili bir duada bulunduğunu iddia etse de bir süre sebeplere takılı kalma, nesneleri putlaştırma, başka varlık ve güçleri kutsallaştırma gibi islam dinine ve tevhit inancına zıt durumlar  söz konusu olmaktadır. Bu durum da hurafeleri basit birer gelenek, amaçsız yapılmıs bir eylem olmaktan çıkarmakta ve arka planındaki gerçeği gözler önüne sermektedir.

Yukarıda yer verdiğimiz hurafeler aslında pek çoğumuzun bildiği, çoğu zaman gelenekle karıştırılan ve günlük hayatta yer etmis türden. Hurafelerle ilgili bir sonraki yazımızda içerisinde yaşadığımız çağın getirdiği, hayatımıza kattığımız ya da bir şekilde maruz kaldığımız daha gizli, daha derin Modern Çağ Hurafelerinden bahsedeceğiz inşallah.

Rabbimiz bizleri hak ve batılı bir birinden ayırabilme hikmetiyle donatsın inşallah.

Sevgi ve muhabbetlerimle.

 

Not:

Fotoğraflar:

İlk fotoğraf bana ait.Diğer fotoğraflar flickr’dan.

Dipnot:

*KOÇOĞLU, Kıyaseddin

* Diyanet İşleri Başkanlığı

 

11 YORUMLAR

  1. Sevde Hanım tebrik ederim, çok istifade ettiğim bir yazı olmuş yine. Aslında ne kadar çok şirke düşüren hareketimiz var günlük hayatta. Ne kadar da bilinçsizce yapıyoruz bir çok şeyi. Farkındalığımı arttırdınız. Allah razı olsun.
    Bu arada bir şey sormak isterim. Sizin mesleğiniz nedir?

  2. Esselam,
    Ala dergisinde yazınızı görmüştüm sevdeciğim. google’dan arama yapınca sitenize ulaştım. Çok iyi yapmışım. Ne kadar güzel bir siteniz var maşaAllah. Çok memnun oldum tanıştığıma. Yazınız da günümüzün sorunlarından en büyüğüne parmak basan cinsten olmus. Allah razı olsun.Sevgilerimi sunar, yazılarınızın devamını sabırsızlıkla beklerim.

  3. Merhabalar. Börek tarifi ararken yolum düştü sitenize. O günden beri de sessiz takipçinizim. Son yazınızı okuduğumda bu defa yorum yazmadan geçemedim. Benide hep rahatsız etmiştir düğünlerde, doğumdan sonra lohusa bayana, geline vs yapılan dindenmiş gibi algılanan davranışlar. Aslında bunlar dediğiniz gibi dinimizi yeterince tanımamızdan kaynaklanıyor. Duanızada amin diyorum sayısız.
    Son olarak evet son zamanlarda biraz seyrek yazıyorsunuz, özlüyoruz sizi. Mailinizde durumun geçici olduğunu söylediğinizde çok sevindim inanın. Çok uzattım galiba. kusura bakmayın.
    Sevgilerimi sunarım.

  4. Sevde ciğim,
    Ben de çocukların göbek bağını cami avlusuna gömdürmüştüm 🙂 Ayrıca gece mutfakta kapağı açık bir yiyecek bırakmamaya gayret ederim. Sanırım bir hadis-i şerifte okumuştum, kapağı açık olan şeyler besmele ile kapatılmalı, kapak yok ise, üzerine bir kaşık, bir çubuk gibi birşey konulmalıymış, Efendimiz SAV öyle yaparmış.Tam emin değilim ama aklımda bu şekilde kaldığı için dikkat etmeye çalışırım. Hata mı ediyorum acaba?
    Muhabbetle…

  5. Çaput Bağlamak Halkımızdan bazıları (çoğunlukla hanım müslümanlar) İSLÂM DİNÎ ile hiç alakası olmayan birtakım hurafeleri devam ettirmektedirler. Hurafe inanç ve adetlerin çok değişik şekillerini, hemen her köyümüz ve kentimizde yaygın olarak görmek mümkündür. Bu hurafe adetler uğruna zaman zaman üzücü olaylar da duyulmaktadır.

  6. Malı israf etmek, başka ümmetlere benzemek gibi iki haramı birden işleten bu tür hurâfelerden kesinlikle uzak bulunmak gerekir. Tevhidi gölgeleyici, müslümanları tevhid inancından şirke sevk edici bu çirkin putperest âdetlerinden medet umanlar, putlardan fayda bekleyenler gibi kendilerini aldatmaktan ve etrafa, özellikle yeni yetişenlere kötü örnek olmaktan başka hiçbir iş yapmış olmazlar. Bu da vebal olarak onlara yeter de artar bile.

  7. Malı israf etmek, başka ümmetlere benzemek gibi iki haramı birden işleten bu tür hurâfelerden kesinlikle uzak bulunmak gerekir. Tevhidi gölgeleyici, müslümanları tevhid inancından şirke sevk edici bu çirkin putperest âdetlerinden medet umanlar, putlardan fayda bekleyenler gibi kendilerini aldatmaktan ve etrafa, özellikle yeni yetişenlere kötü örnek olmaktan başka hiçbir iş yapmış olmazlar. Bu da vebal olarak onlara yeter de artar bile.

  8. Ben de surekli sunu yaparsam kotu bisey olur ya da bunu yapmassam bisey olmaz gibi dusuncelerle bogusuyorum.. bu da batila mi giriyor? Yardim edin

    • Evet maalesef bu düşünce de batıl inanç kapsamına hatta vesvese kapsamına giriyor yine şeytandan kaynaklanıyor geçmişte insanlar bu düşünce ile mit veya totemler edinmişler o yüzden en güzeli tedbiri alıp ardından tevekkül etmek ve sonuca rıza göstermek ruha en büyük ilaç bu 🙂

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here