Teslimiyet, Allah’a Yakınlık ve Fedakarlığın Sembolü: KURBAN

“O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes”(Kevser Suresi)

Kurban Allah yolunda fedakarlığın, Allah’a ve O’nun emirlerine karşı duyulan teslimiyetin en güzel ifadesidir. Kurban vecibesinin yerine getirilmesi hak yolundaki fedakarlığın en güzel nişanesi, Allah’ın bizlere bahşettiği sayısız nimetlere karşı kulun mahcup bir ifade ile şükrünü dile getirmesidir. Şirki bertaraf etmenin de en açık ifadesidir. Yalnız Allah adına kesilir kurbanlar.Yalnız O’nun rızası içindir. Kişi kurban kesmekle Allah’ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu canlı bir şekilde ortaya koymuş olur. Kurban Kesmekten Gaye Kurban kesmenin özü Allah’a yakınlaşmak için bir fedakarlıkta bulunmak ve O’nun emrine bağlanmaktır. Zaten kurban kelimesi kelime anlamı olarak “yakınlık, Allah’a yakınlık sağlamaya vesile olan şey” manasına gelir. Allah yolunda malın, canın her şeyin feda edilebileceğini, Allah’a teslimiyeti ifade etmektedir. Allah Teala Kur’an-ı Kerim’de “Kurbanın etleri ve kanları değil sadece takvanız Allah katına ulaşır” (Hac,21-28)buyurmaktadır. Kurbanda esas olan kan akıtmak veya et değildir. Asl olan takva yani niyet, Allah rızası için bir emri yerine getirmektir. Allah c c Kur’an kurban kesmenin maksadını tek bir kelime ile açıklamıştır : Takva.  Ayetin sonunda da, şuurlu olarak yerine getirilen kurban ibadetinin insanı ulaştıracağı manevi seviyeye dikkat çekmek açısından, “…muhsinleri müjdele” denilmektedir.

Kurban Allah’a Yakınlıktır, O’nun rızasını kazanma adına altın bir fırsattır. Allah Teala Kur’an-ı Kerim’de kurban ibadetinin özüne, gayesine yönelik pek çok kez bizlere öğretmiştir ki kurban yalnızca bir hayvanı Allah yolunda kesmek ve etini fakirlere dağıtmak değildir. Bu ibadetin sembolik yani görünen yüzüdür. Aslolan Allah’a yakın olma gayretidir. O’nun bir emrini en güzel şekilde yerine getirme gayesi içerisinde bir kulluk şuuruyla hareket gayretidir. Rızasını kazanma azmi, O’nu memnun etme şevkidir. Nitekim Allah Teala İlk olarak Hz. Adem’in oğullarını imtihan etmiştir ve böylece başlamıştır insanoğlunun kurban ibadeti ile imtihanı. Hz. Adem’in oğulları Habil ve Kabil yetiştirdikleri ürünlerinden kurban olarak vereceklerdir. Habil en güzellerini seçer ve Allah yolunda kurban eder, Kabil ise en zayıf ve hastalıklı olanlarını tercih eder ve Allah tarafından kabul görmez.

 

Onlara Adem’in iki oğlunun gerçek olan haberini oku: Onların her ikisi de kurban takdim etmişlerdi de birininki kabul edilmiş diğerininki ise kabul edilmemişti. (Maide,27) Kurbanlar Allah katına ulaşmaz, yalnızca kişilerin niyetleri, Allah’a karşı duydukları sevgileri O’nun katına ulaşır. Birileri kesmedi demesin diyerek kurban keseni de bilir, Allah’ı razı etmek için en güzelini seçme gayreti içerisinde olanın niyetini de bilir. Aslolan insanın nefsini dizginlemesi. Nefsinin dünya ve ahretini kaybettirecek arzu ve isteklerini boğazlamasıdır. Kabil’in temsil ettiği zihniyetler için Kur’an-ı Kerim’in verdiği örnek ne de güzel bir örnektir.

Önce nefsini kurban et.

Can kurban canan kurban

Nefs kurban Şan kurban

Kim ki nefsini Hakk’a kurban etmemiş

Mal kesmiş, kan akıtmış kasaplık etmiş.(M. Yasin)

Cüneyd Bagdadi hazretleri “Minada kurban kesen bir mümin eğer nefsinin arzularını boğazlayamazsa tam anlamıyla kurban kesmiş olmaz” demişlerdir. Tasavvufi açıdan böyle derin bir manaya da sahiptir kurban ibadeti. Kişinin nefsi ile mücadelesi, nefsinin insanı ziyana sürükleyen emirlerine ve arzularına bir karşı koyuş şeklinde tasvir edilmiştir kişinin kurban edilmesi. Kabil’e en çürüklerini, en zayıflarını verdiren de yine onun zapt edemediği, kurban ibadeti ile boğazlayamadığı nefsidir. Nefsimizi kurban etmek, ancak olumsuz her fiil ve durumu muhasebe ve murakabe sürecinden geçirerek Allah yolunda ve Allah için etkisiz hale getirmekle mümkün olabilir.  Kurban Teslimiyettir. “Her ikisi de Allah’ın emrine teslim olup, İbrâhim oğlunu şakağı üzere yere yatırıp, Biz de ona: “İbrâhim! Rüyanın gereğini yerine getirdin (onu kurban etmekten seni muaf tuttuk).” deyince (onları büyük bir sevinç kapladı). Biz iyileri işte böyle ödüllendiririz! Bu, gerçekten pek büyük bir imtihandı. Oğluna bedel ona büyük bir kurbanlık verdik. Sonraki nesiller içinde ona da iyi bir nam bıraktık; ki o da, bütün milletler tarafından şöyle denilmesidir: “Selam olsun İbrâhim’e!” Biz iyileri işte böyle ödüllendiririz!” (Saffat, 37/103-110) Kurban, adanmışlık ve teslimiyetin sembolüdür. En sevdiğini Allah yolunda feda etmeye adayan İbrahim(as.)’in sözüne bağlılığı ve kurban edilmeye hazırlanan İsmail(as.)’ın teslimiyeti bizler için bir hibret alınacak bir kıssadan öte mesajlar içerir. Hz. İsmail Hz. İbrahim’in en sevdiğidir. Hasretini çektiği, özlemle beklediğidir. Allah’tan başka vazgeçilmezimiz olmamalı. Kalplerimizde her sevgiden çok O’nun sevgisi yer almalı. Hz. İbrahim’in tevekkülü bunu göstermektedir. Bu kıssayla beraber, Allah’a adamaya hazır olduğumuz İsmaillerimizin olup olmadığı, hayatta en değer verdiğimiz her ne ise onun bizim İsmail’imiz olduğu hatira gelmektedir.
       Peki bizlerin İsmailleri neler? .. Allah’ın yolunda kurban etmeye hazır olduğumuz neleri alt alta sıralayabiliriz. Makamımız, malımız, paramız, kariyerimiz, belki kendimiz; kısacası hayatta tek gaye edindiklerimiz. Bizler de kurban etmeliyiz Allah’tan gayrı tüm taleplerimizi, dünyalık gailelerimizi. Düşünmeliyiz Allah’ın bizlere sunduğu nimetleri. Bunların yanında bizlerin feda ettiklerimizi, kurban ettiklerimizi. Sahi gerçekten Allah yolunda infak ettiğimizi düşündüklerimiz verilen nimetler karşısında ne kadar değerli ? Allah’tan gelen emir karşısında boyun eğmiştir Hz. İsmail. Allah yolunda canını verme noktasında teslimiyet ile sınanmış ve bir an dahi düşünmeden Allah’ın emrine itaat etmiştir. Bizlere bakan yönü ile Allah’tan gelen bir emre kayıtsız şartsız tabi olan İsmail(as.)’in ilahi emre teslimiyetiyle, Allah’ın her emri karşısında işittik ve itaat ettik bağlılığının bizlerde oluşması amaçlanır.

Muhasebe şuuruyla geçirmeliyiz ömrümüzü. Allah’tan uzaklaşmamıza sebep olacak her şeyi kurban ederek O’na yakınlığa, yakın olmaya vesile kılmalıyız. Allah’a yakınlaşmamıza vesile olacak güzel bir Kurban Bayramı temenni ediyorum hepimize. Kurban Bayramımız mübarek olsun.

Kalbi muhabbetlerimle…

not: Âlâ Dergi 2012 Ekim Sayısında yayınlanan yazılarımdandır. .

 

4 YORUMLAR

  1. Sevde hanım narciceginin takipçisiydim sonra ala dergide yazmaya başladınız ki ben zaten üye idim ve haber alınca çok sevinmiştim. Dergideki yazılarınızı çok beğeniyorum ve arkadaşlarıma burdanda bahsederekten sizi tanıdığımı söylemek çok hoş oluyor benim içim. Çok güzel anlatmıştınız kurbanı. Bayramınız kutlu olsun sizinde. Hayırlı bayramlar sevde hanım.

  2. Kurban ibadeti; Müslümana halis niyetle malını Allah yolunda feda edebilme şuuru kazandır. Kur’an-ı Kerim’de Allah Teâlâ: “Fakat unutmayın ki, onların ne etleri Allah’a ulaşır, ne de kanları; lakin O’na ulaşan, yalnızca sizin O’na karşı gösterdiğiniz bilinç ve duyarlıktır. İşte bu amaçla, onları sizin yararınıza sunuyoruz ki, size ulaşma yolunu, yordamını gösterdiği (her türlü rahmet) için O’nun yüceliğini saygıyla anasınız. Öyleyse, o iyilik yapanları müjdele” [3] buyurmak suretiyle bütün ibadetlerde olması gereken ihlâsın kurban ibadetinde de bulunması gerektiğini ifade etmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here