image

Müslüman her ameli kendisine bahşedilen 24 saatlik günlük zaman dilimini fırsat kollama düşünce, istek ve azmiyle en mükemmel bir şekilde ifa etmeye çalışmalıdır. Müslüman günlük yaşantısı içinde Allah (c.c) ile irtibatını koparmamak için her vesileyi değerlendirmeye çalışmalıdır. Diğer bir tabirle zamana hâkim olabilmenin imkânları araştırılmalı, bizlere bahşedilen bu fırsatın zerresi dahi heder edilmemeli ve onu, en iyi şekilde değerlendirme yoluna gidilmelidir. Zira her vaktin kendi sunduğu özel ikram, ziyafet, mükâfatı vardır. Ve beraberinde her vaktin talep ettiği ayrı sorumluluk olmalı. Üstad hazretleri ‘İktisat Risalesi’nde birinci nüktede israf, iktisat ve şükür mevzularını işlerken bunların her birisinin nimet olma özelliğine işaret etmektedir. Evet, zaman; kul olmamız gereği elimizde bir fırsat kampanası. Bu anlayışın felsefi karşılığını ‘ibnu’z-zaman’ kavramı ile özetleyebiliriz. Yani süratle akıp geçmekte olan zamanın hakkını verebilmek. Bunu yaparken de kendisine en doğru rehber Kâinatın Efendisi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in günlük yaşamı ile alakalı sünnetleri olmalıdır. O (sallallahu aleyhi ve sellem)’nun yemesi, içmesi, oturması, kalkması, konuşması hatta uyuması bile sünnet vechi ve niyeti ile taklid edilirse adet halinden ibadete çevrileceği şüphesizdir.
Bir Müslüman günlük yaşantısını beş vakit namaz eksenli merhale içinde değerlendirmelidir. Edâsı yapılan her namaz ile bir sonraki arasındaki zaman dilimi onun için yeni bir iman kumpasıdır. Burada dikkat edilecek bir diğer husus da vaktinde edâ edilirse değerlendirilecek zaman dilimi ruhen başlamış olacaktır. Bu aynı zamanda onun günlük yaşantısının alışılmışlarına karşı ülfetini dağıtmaya da vesile olacaktır. ‘Hayat namaza göre tanzim edilmeli. Namaz bir takvim gibi hayatın her noktasını kuşatmalı. Hayatın gerçek takviminin blokajı namaz üzerine oturtulmalı. Namaz vakitleri köşe taşları olmalı ve sair işler bu köşe taşlarına göre programlanmalı. Eskiler bir iş için sözleştiklerinde ‘Sabah namazından önce… Öğle namazından sonra’ derlerdi. Kur’ân’da da bu espri muhafaza edilir ve pek çok yerde ‘Namaz kılındıktan sonra… Namaza kalktığınızda… Namaza durduğunuzda’ (Bkz. Maide, 5/6) gibi ifadelerle ferman buyrulur.  Haddizatında Müslüman için bu beş vakit zaman dilimi arasına eğreti olarak yerleştireceği mesleği, meşgalesi, mesuliyetleri vb. muamelatı da ibadet telakki edilir.
Bir Müslümanın günlük 24 saati içindeki yaşantısı, ibadet ve değerlerini başkalarına anlatma davası ile özetlenebilecek hizmet gibi iki başlık altında değerlendirmelidir. Bu her iki başlık birbirleriyle olmazsa olmaz bağlantı içindedir. Zira Müslüman ibadetleri ile elde edeceği donanımını başkalarına aktarmadığı müddetçe kısır döngü içinde kalıp tükenmeye mahkûm kalacaktır. Aynı şekilde başkalarına bir şeyler anlatmak da ancak iç donanımla mümkündür. Zira ‘Vatana millete hizmet ederken önde görünenler normal insanlardan daha çok evrâd u ezkâr yapmalı.

Bunun sebeplerini şöyle sıralayabiliriz:

1) Sorumluluğu ağır olan insanlar duaya, evrâd u ezkâra ve inayet eli istemeye daha çok muhtaçtır.

2) Kendi konumunda derince inanmanın gereği olarak kulun ibadet u tâati artmalıdır. Yani, kulun imandaki derinliği zaten onu daha çok zikre sevk eder.

3) ‘Efelâ ekûnu abden şekûrâ’ sırrına göre o şükreden bir kul olmak için sürekli ibadete yönelmeli. Ayrıca, o konumdaki insanlar harem dairesinde bulunmaktadırlar. Orada bulunan kimseler, koridorda duranlar gibi davranamazlar.’

Müslüman öncelikle üzerine farz olan ibadetleri bihakkın ifa etmelidir. Ardından Efendimizin rehberliğindeki ibadet hayatını kendine örnek almalıdır. Bu arada Müslümanın donanımını tamamlayan bir diğer önemli unsur da okumalarıdır. Bunların dışında beşeriyetin muktezası gereği yeme, içme, uyuma ve dinlenme gibi günlük yaşantısı da yukarıda da zikrettiğimiz üzere bunların arasına serpiştirilmelidir. Zira Müslüman, yeme içme gibi bu adetleri de Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in rehberliğinde yapacak olursa her birisi ayrı ayrı birer ibadet halini alacaktır.

Üstad hazretlerinin vakit israfı konusunda yapmış olduğu tahşidat çok manidardır. Öncelikle kendisi bu mevzuda çevresine örnek olmuştur. Hizmetinde bulunan ağabeyler bum evzuyla alakalı olarak şu hatıraları nakletmektedirler:‘Hem Üstadımız, taharet ve nezafet-i şer’iyeye son derece riayet eder; her zaman abdestli olarak bulunur; aslâ mübarek vaktini boş geçirmez. Ya Risale-i Nr te’lifiyle veya tashihiyle meşgul veya Münacat-ı Cevşeniyeyi kıraat ve secdegâh-ı ubudiyete kaim veya tefekkür-ü âlâ-i İlahî bahrine müstağrak bulunurdu. Ekseriyetle, yaz zamanı şehre uzak ormanlık dağ vardı. Üstadımızla oraya giderdik. Yolda hem Risale-i Nur tashih ederler, hem bu âciz talebelerinin okudukları risaleye dikkat ederler ve tashih için hatalarını söylerler veyahut eski müellefatından birisinden ders verirler; bu suretle yolda bile mübarek vaktini vazife ile geçirirlerdi.’ (Tarihçe-i Hayat – 327)

(Üniversiteden kıymetli hocam Doç. Dr. Cüneyt Eren’in yazısından alıntıdır.)

Saygıdeğer hocamın bu cümlelerini çok istifadeli buldum ve sizlerle paylaşmak istedim. Ülfet peyda etmeden farkındalıklı bir hayat temenni ediyorum hepimize.

Bu güzel yazı ile birlikte kahvaltılarda ve sahurlarda severek tükettiğimiz doyurucu ve besleyici bir tarif paylaşmak istiyorum sizlerle. Menemen’i bilmeyenimiz yoktur eminim.  Lakin benim barışık olmadığım ve sevmediğim bir lezzetti önceleri. Sonrasında orijinal tarife ve püf noktalarına ulaşınca vazgeçilmezler listesine eklendi. Sizlere daha ziyade bu püf noktalardan bahsetmek istiyorum.

 

Orijinal Menemen Tarifi:

  • 2 adet domates
  • 2 adet yeşil biber
  • 1 küçük soğan (arzuya göre)
  • kırmızı biber (arzuya göre)
  • 4 adet yumurta
  • 1 su bardağı kaşar peynir rendesi
  • Sıvı yağ
  • 1 yemek kaşığı tereyağı
  • tuz, karaciğer

Yapılışı:

Öncelikle tereyağını ve sıvı yağı tavaya alıp kızdırıyoruz ve soğanı , biberleri ince ince doğmayıp kavuruyoruz. Ben kırmızı biberin aromasını çok sevdiğim için mutlaka ekliyorum. Ardından küp küp doğranmış domatesleri ekleyip kavurmaya devam ediyoruz. Bir kapta yumurtaların aklarını ayırıp sarılarını menemene ilave ediyoruz ve karıştırıyoruz Burada iki ayrı yöntem var. Yumurtalar tek tek özel açılmış yuvalarda karıştırıladan pişirilebileceği gibi ayrı bir kapta karıştırılıp eklenebilir. Birinci püf noktası yumurtaların yalnızca sarılarının kullanılması. Aklarını da atmayınız aynı gün bir kek veya kurabiye yapıp kullanabilirsiniz. Tuzunu ve karabiberini de ekleyip rendelenmiş kaşlar peynir ilave ediyoruz ve altını kapatıyoruz. Dilerseniz maydanoz da ekleyebilirsiniz .

Şimdiden afiyet olsun.

Kalbi muhabbetlerimle…

 

 

6 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here